1864 ÇERKES SÜRGÜNÜ


1. 1864 ÇERKES SÜRGÜNÜ 

Osmanlı tarihi için en önemli olgulardan olan göç, bilhassa 18. yüzyıldan itibaren farklı bir boyut kazandı. Özellikle 1774 yılında imzalanan ve Kırım’da Osmanlı hakimiyetine son veren Küçük Kaynarca Antlaşması’ndan sonra bölgede bulunan müslüman halk Osmanlı topraklarına göç etmeye başladı. 18. yüzyılın ikinci yarısında başlayan bu göç hareketi sürekli bir şekilde büyümeye devam etti. 14 Eylül 1829’da Rusya ve Osmanlı İmparatorluğu arasında Edirne Antlaşması’nın imzalanmasıyla birlikte, Osmanlı Devleti Kafkasya ve Gürcistan’daki egemenlik haklarını Rusya’ya bırakmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun bölgedeki hâkimiyetini tamamen yitirmesi üzerine, Rus İmparatorluğu, Kafkas halkları üzerinde baskı politikası uygulamaya başlamıştır. Söz konusu politika üç ayaktan oluşmaktadır: Sürgün, asimilasyon ve Hristiyanlaştırma. Diğer bir ifadeyle, Kuzey Kafkasya’da yaşayan Çerkesler ya asimile olacak ya da yaşadıkları toprakları terk edeceklerdi. Ne sürgünü ne de asimile olmayı kabul etmeyip direnenler de ya ölümle ya da Sibirya’ya yerleştirilmekle cezalandırılacaklardı.

Kafkasya muhacirlerinin göç sebepleri, Kırım’dan yapılan göçlerin sebepleri ile büyük bir paralellik göstermiştir. Ancak Kafkas halklarının göç sürecinde Kırım’dakinden farklı olarak “direniş” kavramı ortaya çıkmıştır. 1859 yılına kadar Şeyh Şamil önderliğinde Rus harekâtına karşı büyük bir mücadele veren “Müridizm” hareketi, bu tarihte Şamil’in Ruslar tarafından ele geçirilmesinin ardından dağılmaya başlamıştır. Rus politikaları karşısında Hıristiyanlaşmak, Rus ordusunun hizmetine girmek ve başka yerlere nakledilmekle karşı karşıya kalan Kafkasya Müslümanları, Osmanlı Devleti’ne göç etme yolunu seçmişlerdir. 1862’de hızlanan göç hareketi, 1864 yılında en yoğun dönemini yaşamıştır. Bu tarihlerden itibaren Kafkasya’nın çeşitli halkları, Anadolu ve Rumeli’deki Osmanlı topraklarında iskân edilmiştir. 

Kafkasya’nın düşmesinden sonra 1864 yılında 283.000 kişi, 1865 yılında ise 87.000 kişinin Osmanlı topraklarına ulaşabildiği kaydedilmiştir. Ayrıca, 1864 yılında sadece doğu Çerkezistan bölgesinden göç edenlerin sayısının 552.000’e ulaştığı da belirtilmiştir. Bunların dışında, 1876 yılının sonlarında sadece Balkanlar’a 600.000 Çerkes göçmenin yerleştiği bildirilmiştir. Aynı şekilde, 1880 yılında Samsun’dan giriş yapan Çerkesler ve Abazaların sayısı 12.116, Rumeli’den gelen Çerkeslerin sayısı ise 6.252 olarak verilmiştir. Verilen rakamlar değerlendirildiğinde, Osmanlı topraklarına göç eden Çerkeslerin sayısının 1 milyon ile 2 milyon arasında olduğu tahmin edilmektedir.

2. SÜRGÜN SIRASINDA YAŞANILANLAR

Bu göç hadisesi bir felaketin sonrasında gerçekleşmekteydi. Bu insanlar kaçmaktan ya da itaat etmekten başka bir seçeneklerinin kalmadığı bir baskının sonunda bu yola başvurmuşlardı. Bu göç kısa süre içinde önceleri tahmin edilmeyecek devasa bir boyuta ulaştı ve göçmenlerin içinde bulunduğu sefalet ve bundan kaynaklanan hastalıkların yanında korkunç bir hastalığın, çiçeğin, tohumlarını da beraberinde getirdi.

O dönemde göçe direkt olarak tanık olan Meclis-i Tahaffuz’un bir delegesi olarak Bâb-ı Âlî tarafından Mart 1864’te özel bir görev ile Trabzon ve Samsun’a gönderilen Dr. Barozzi ve meclisin Fransa delegesi olan Antoine Fauvel’nin Trabzon ve Samsun’daki göçmenlerin koşullarına ilişkin hazırladığı raporlar günümüzde sürgün hakkında bilgi veren en önemli kaynaklardır. 

Fauvel’ye göre Trabzon’daki manzara şöyleydi:

“İşler durmuştu. Ölüler çok az bir toprakla veya yağan karla örtülüydüler ve şehrin ortasındaki mezarlığa yayılmışlardı. Özellikle karların erime dönemlerinde doğru bir şekilde gömülmeyen cesetlerden çıkan çürüme kokusu daha önce var olan enfeksiyonları daha da arttırma endişesi yaratmaktaydı. Bunlara ilaveten şehrin içme suyunda su kanalının mezarlığın yakın bir yerinden geçmesi ve buradan bir sızıntı olması nedeniyle bir kötü koku ortaya çıkmıştı.”

Bir başka raporda da durum şöyleydi

“Çerkes göçmenlerinin bu kentte yığılmaları ciddi bir sorun haline gelmiş bulunmaktadır. Bu nedenle durumun İstanbul hükümetinin dikkatlerine ivedilikle sunulması gerekir. Son üç gün içinde kente yeni yeni kafileler gelmiş ve bugüne kadar yaklaşık 3.000 kişi limana çıkmış bulunmaktadır. 40.000’den fazlası da ülkelerini terk etmeye hazırlanmaktadır. Buraya ulaşabilenlerin yüzlercesi, daha önce çektikleri sefalet ve açlığa ek olarak şu anda hastalıklarla boğuşmaktadır. Trabzon valisi Emin Paşa, bu bahtsız insanların durumunu hafifletmek için elinden geleni yapmakta, ancak elindeki olanaklar son derece sınırlıdır. Bu arada hastalık gerek Çerkes göçmenler gerek yerli halk arasında korkutucu biçimde yayılmaktadır. Tifüsten ölenlerin sayısı artmıştır. Panik büyük ve yaygındır. Herkes kenti terk etme hazırlığı içindedir. Kendilerine bel bağlanan üç Avrupalı doktordan Fransız olanı bugün Tifüsten ölmüştür.

“Ölülerin dikkatsizce gömülmeleri ve yarattığı tehlikeler yüzünden mezarlığa yakın yerler bomboş kalmıştır. Bütün aileler evlerini terk etmektedir. Birkaç gün önce şehrin çeşmelerini besleyen ana su kanallarının birinde bir Çerkes cesedi bulunmuştur. Sokak ve meydanlar sefalet ve pislik içindedir. Erzak kıtlığı başlamıştır. Yakıt yok denecek kadar azdır.”

1864 yılının Mayıs ayında Samsun’da bulunan misyoner Lennep, bu göçün canlı tanığı olarak kentte yaşananları gezi notlarında ayrıntılı olarak anlatmaktadır. Misyoner seyyah, şehrin Çerkez göçmenlerle dolup taştığını, gemilerin karınca sürüsü gibi göçmenleri kıyıya indirdiğini, insanların ise bir an önce uzun ve yorucu bir yolcuk sonrası karaya inmek için sabırsızlandıklarını söyler. Gelen Çerkez göçmenler hakkında, şöyle der: 

“Şehrin her tarafında, başlarında koyun derisinden yapılmış kalpakları, bellerine sıkıca bağlanmış uzun paltoları ve Batı tarzında pantolon giyen uzun boylu atletik yapılı insanlara rastlıyordunuz. Hepsi silah taşıyorlardı ve tek bildikleri Türkçe kelime olan “alış-veriş” diyerek sahip oldukları tek değerli eşyaları olan silahlarını satmak için yoldan geçen yerli halkı durduruyorlardı.” 

Seyyahın ifadelerinden anlaşılacağı üzere, göçmenlerin geldikleri yerden hiçbir eşya almadan gemilere bindirildikleri ve ulaştıkları yeni yerde hem dil hem de maddi sorunlar yaşadıkları dikkat çekmektedir. Dolayısıyla Lennep’in aktardığı bilgilerin Kafkasya’da Rusların bölge halkı üzerinde uyguladığı ve pek çok yerli ve yabancı kaynakta da vurgulanan baskı ve yıldırmaya yönelik politikaları da teyit ettiği görülmektedir”

Bu anlatılanlar durumun vehametini ve gelen göçmenlerle beraber şehir halkının da yaşadığı sıkıntıları şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymaktadır. Bu insanlık dramına sebep olan Rusya ise baskı ve zulüm politikasından vazgeçmedi. 1856’dan 1914’e kadar geçen süre içinde kaba tahminlerle ülkeye gelen muhacirlerin sayısı 6.425.000’i bulmuş; 1923–1960 yılları arasında resmi kayıtlara yansıdığı şekliyle de 1.187.292 kişi Türkiye’ye göç etmiştir. 1914-1923 yılları arasında gelenler de dikkate alındığında, yaklaşık yüzyıllık bir süre içinde, büyük kısmı Balkanlar, Kafkasya ve Kırım’dan olmak üzere, 7,5 milyon kişiden çok daha fazla göçmenin ülkeye geldiğini söylemek mübalağa olmayacaktır. 

19. yüzyılın ikinci yarısında Anadolu’ya yapılan göçlerin mühim bir kısmı Rusya’nın tesiri ile Kafkasya’dan gerçekleşmiştir. Bu göçlerle gelen topluluklar, Anadolu coğrafyasının etnik, kültürel ve siyasi hayatındaki gelişmelerde rol oynayan önemli etkenler arasında yer almıştır.

Kaynakça

Berber, F. (2011). 19. Yüzyılda Kafkasya’dan Anadolu’ya yapılan Göçler. Karadeniz Araştırmaları, 17-49.

Kuş, A. (2018). Lennep ve Lerchenfeld Schweiger’in Gözünden 1864 Göçünün Samsun ve Trabzon Üzerindeki Etkisi. Karadeniz Araştırmaları, 65-78.

Şahin, C. (2016). Çerkes Göçleri ve Çerkeslerin Anadolu’da Yurt Edinme. İNSAN VE TOPLUM BİLİMLERİ, 2782-2816.

Altın, Hakan, “XIX. Yüzyıl Batı Anadolu Bölgesine Kafkas Göçleri”, Yüksek Lisans Tezi, Pamukkale Üniversitesi, 2019.

Özgür YILMAZ, 1864 Kafkas Göçü Hakkında Bir Rapor, Mavi Atlas, 3/2014: 133-156.

Yılmaz, Özgür, “1864 Kafkas Göçü’nde Trabzon’da Yaşanan Sorunlara Bir Örnek: Dr.Barozzi – Yaver Efendi Çatışması”, Karadeniz Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, 4/5, ss.1-31


0 Yorum

Yazı Formatı Seçiniz
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF