BİZİM TOPLUMDA YAZAR OLMAK


Share via
1 Paylaşım

Kitap yazma süreci birden belirir kalbinizde. Zihninizde günlerce dönüp dolaşan düşünceler bir anda kağıda dökülür ve siz o anda sizden bir parça olan kitabınızın ilk doğumunu gerçekleştirmiş olursunuz. Bazı zamanlar sayfalarca yazarsınız, bir akşamda elli, altmış sayfa belki, öyle bir zaman gelir ki aylarca tek satır bile dökülmez kağıda içinizden. Sizin düşüncelerinize bir vücut kazandırma halidir kitap yazmak, düşüncelerinizdeki acıyı da sevinci de somut hale getirme çabası…

Yeni kitabım birkaç hafta önce okuyucuyla buluşmuşken ben bu kez ”bizim toplumda yazar olmak” kavramını gezdirdim durdum zihnimde ve sizle paylaşmaya karar verdim. ikinci kitap için ilk kelimelerimi dokundurunca kağıda, şöyle düşündüm; ”Tekrar aynı hengameye, aynı kalp atışlarına, strese hazır mıyım?”

İlk eserim çıktığında ortaya, benim böyle bir düşüncem yoktu. Abhazya’ya tatil için gittiğim bir zamanda bir şekilde -kader icabı- yolum Abhazya’da savaşa katılan bir takım diasporalı ile kesişti. Aramızda kısa sürede güzel bir muhabbet, sinerji ortamı oluştu. Onlar bana anılarını anlatmaya başladılar, bende onları kayıt altına almaya… Benim ilk kitabım  ”Özgür Ruhların Efsanesi” işte bu şartlarda doğdu. Bu kitap hatırası ile aklımda, hayatımda hiç unutmayacağım Hapat Esef’i tanımaktır. Caguva Muzaffer ve Çuğyipa Sezgin’in masa arkadaşı olmaktır bu kitap. Liguaşe Zahit’i evimde ağırlamaktır. Vatanda kendimi onlardan bir parça, onlarla kalabalık bir aile hissetmektir. Kuadzba Vedat’ın yüzünü görmediğim kızkardeşini kendi ablam gibi hissetmem, öyle yazışmamdır onla… Yegojların Hanefi’sinin ağabeyiyle karşılaşır karşılaşmaz içten kucaklaşmaktır. Bir proje kitabı olması nedeniyle bu kitaba ederinin 20 katı fiyat ödeyenlerle vatanda Tsıba Efkan sınıfını açmak, bir başka kreşi tadilat ettirmek, yirmili yaşların başında hayatını vatanına adayan değerlerimizi ölümsüz kılmaktır… Bir çok şehirde, düzenlenen imza günlerinde kendi kültürümden çok insan tanımak, onlarla samimiyet geliştirmektir. İmişehir kadınlarının desteğini her zaman arkanda hissetmektir…

Şimdi ikinci kitabımla yeni bir serüvenin başındayım. Kalbimde yine aynı soru; ”Bu hengameye, bu strese hazır mıyım?” Kitap çıktığından beri, onu iki kez elime aldım, baştan sona okudum. Kendimi eleştirdim; ”daha iyi anlatabilirdim bu kısmı, karışık yazmışım”’ diye, kendimle gurur duydum, ”kaybedişlerin ardından kazanımı, hayatla yüzleşmeyi bu kadar başarılı aktardım” diye. Sabah sosyal medyayı kontrol ettim gözümü açar açmaz, ”okuyanlardan bir dönüt var mı, kitabı yeni sipariş eden var mı?” diye… Hayal kurdum, bizim toplumun kendi yazarına sahip çıkarak 25000 inci baskısının gururunu ona yaşattığını düşündüm. Gerçeklerle yüzleştim de hayalimden uyandım sonra… Bizler yazarken bir şekilde karşımızdakinin kalbinde yer bulsun isteriz hikayemiz, her yazar kendi için yazdığını söylese de, yazdığının karşısındakinde iz bırakmasını, onu etkilemesini ister. En azından ben böyleyim. Kalp çarpıntımla takip ediyorum ilginizi, ilgisizliğinizi… Amatör ruhumla yazdıklarımla mesajlarımın kimlere ulaşıp, ulaşmadığını… Söylemde herkesin tebrik ettiği bir süreçte, kimin gerçekten kendinden olanın çabasına eylemsel olarak da destek olduğunu… Hepsini detaylarıyla izleyip yine bir şablon oturtuyorum kafamda, toplumsal tutumlarımıza dair…

Birde küçük bir istirhamım olacak benim yazılarımı takip eden, önemseyen kesimden; ”Lütfen imzalı kitabınızı adresimize kargolar mısınız?” demeseniz bana. Ben zaten imzamı yazdıklarımla, anlatmak istediklerimle size ilettim bile. ”Emeğinizin karşılığı değil ama bir iban adresi verir misiniz?” dediğinizde, ”hiç sorun değil, hediyem olsun size” demek geçiyor içimden… Halbuki ben üretirken bunu bir karşılık bekleyerek yapmasam da ürettiğinin meyvesini toplamak önemlidir, olması gerekendir. Eğer merak ediyorsanız; ”bizim kız ne yazmış acaba?” diye, emeğine sahip çıkmak için, kalemini güçlendirmek için olalım yanında diyorsanız… İnternetten sipariş verin, okuduktan sonra da benimle olumlu olumsuz tüm düşüncelerinizi paylaşın size zahmet. Bu benim üçüncü kitabım için yol gösterici olacak şimdiden. Okuma alışkanlığımız çok gelişmediği için, bu yönde isteğiniz olduğu için ve daha çok kişiye ulaşmasını çok önemsediğimiz için yazdıklarımızın… Razı geliyoruz ”adresinize imzalı kitap yollamaya”

Büyüyünce bir Zülfü Livaneli, Orhan Pamuk olamam belki ama büyüyünce belki Hulusi Üstün kadar donanımlı olur kalemim 🙂 O zamana kadar sizden gelen motivasyonlarla yola devam…

Kitabımdan talepte bulunarak bu süreçte yanımda olan kurumlarımıza, bireysel çabalarıyla kitabımı Kayseri’den Eskişehir’e, neredeysek oradaki soydaşlarıma iletmek için çaba sarfeden, bu süreci benimle paylaşan değerli okurlarıma en kalpten, çok kalpten teşekkür ederim ki 😉

 


0 Yorum

Yazı Formatı Seçiniz
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF