DRAU KATLİAMI (28 MAYIS 1945)


İkinci Dünya Savaşında Rusya'ya savaş açan Almanlar 1942 yılında Kafkasya'ya girdi. Almanların amacı,Kafkasya'yı kuzey sınırındaki toprakları da içine alacak şekilde bağımsız devletlerden oluşan bir federasyon kurmak ve bu federasyon içerisindeki tüm liman ve Kafkas petrolünü denetim altına almaktı.Bunun sonucunda Kafkasya bir savaş alanı haline geldi. 8 Ağustos ile 12 Ağustos 1942 arasında Kuban, Laba ve Belaya nehirleri boyunca ve özellikle de Mıyakuape(Maykop) kanlı savaşlara sahne oldu. Almanların, her fırsatta milliyetçiliği teşvik ederek, ele geçirdikleri dini özgürlük tanımaları giderek Kafkasyalılar arasında sempati kazanmalarını sağladı. Birinci panzer Ordusu komutanı General Von Mackizen müslüman oldu ve camilerde ibadet etmeye başladı ve yerel gelenekleri uyguladı. Hitler ise Kafkasya'nın Büyük İmamı ilan edildi. Ayrıca Pyatigorskoye Eho gazetesinde Kafkasyalılara hitaben şu çağrı yer almıştı:

""Dağlı! hiçbir şeye sahip değildin. Bolşevikler elinden tüm servetini almıştı. Şimdi çok şeye sahipsin, ileride daha da fazlasına sahip olacaksın. Ailenin mutluluğunu ve evlatlarının yararlanacağı barışı dostun Adolf Hitler'e borçlusun."

Almanlar, Kafkasyalı gönüllülerden oluşan birlikler kurdular. 21 Ağustos 1942’de Karaçay-Malkar gerilla güçlerinin yardımıyla Kafkas dağlarının en yüksek zirvesi Elbruz'a bayraklarını diktiler. Fakat bu hareket Çerkeslerin tepkisine yol açtı. Bununla birlikte Çerkesleri kendi saflarına çekme konusunda direnişle karşılaşınca baskı ve şiddet yoluna başvurmaya başladılar. Adıgey Cumhuriyeti çevresinde katliamlara giriştiler. Bu durum üzerine bölgedeki Adıgeler gerilla kuvvetleri oluşturarak Almanlara karşı savaşa giriştiler ve ağır kayıp verdirdiler.

Öte yandan Doğu'da ise Almanların safında Sovyetlere karşı mücadele devam ediyordu. Nihayetinde Kızılordu 17 Ocak 1943'te Kafkasya'daki Alman hattını yardı.14 Şubat 1943 gecesi Starokorkunski ve Koşhable köyleri yönünden ilerleyen 18. Ordu Kuban nehrini geçmeye başladı ve Sovyet ilerleyişi karşısında tutunamayan Almanlar, Kafkasya'dan geri çekilmek zorunda kaldılar. Bunun üzerine Adıge, Oset, Karaçay-Malkar, Çeçen- İnguş, Dağıstanlılar'dan oluşan 15 bin kişilik mülteci kafilesi de Almanlar ile birlikte Kafkasya'yı terk etti. Bu mülteci kafilesinin büyük çoğunluğunu yaşlılar, kadınlar ve çocuklar oluştururken, aynı zamanda Kafkasyalı rejim muhalifleri, Kızıl Ordu'dan firar eden askerler, Almanlara esir düşen Kafkasyalılar da bulunuyordu.

Bu kafile aylarca kendilerini takip eden Sovyet kuvvetleri ile çarpışarak Avrupa'ya ulaştı. Önce İtalya'nın kuzeyindeki Paluzza bölgesinde bulunan İtalyan dağ köylerine yerleştirildiler. Almanlar savaşın sonunu bekleyip buradan ayrılmamalarını tavsiye ettilerse de, bir grup Kafkasyalı mülteci 1945 yılı Nisan ayında savaşın sonunun geldiğini anlayarak Amerikan birliklerine ulaşmak için 1 Mayıs 1945 tarihinde Avustralya sınırına doğru yola çıktılar. Dağları aşarak 5 Mayıs'ta Avusturya'nın Ober Drauburg kenti yakınlarında Irchen ve Dellace kasabaları arasındaki Drau ırmağı vadisine geldiklerinde önleri İngiliz birlikleri tarafından kesildi. Mültecilere, İngiliz 8. Ordusunun Avusturya Komutanlığı emri altında oldukları ve düzeni sağlamaları bildirildi. Dağınık vaziyette, Adıgeler ve Osetler vadinin doğusuna, Karaçay-Malkarlar yukarı kesimine, Çeçen-İnguç ve Dağıstanlılar ise batısına çadırlar ve ağaçlardan yaptıkları derme çatma barakalar kurarak yerleştiler. Kafkasyalılar, Kızıl orduya karşı Kafkasya'daki direniş hareketine kumandanlık eden ve sonrasında onlarla birlikte bu vadiye gelen, savaş ev siyaset konusunda tecrübeli Adıge general Hanko Sultan Kılıç Geriy'i (Giray) başkan seçerek bir heyet oluşturdular. 1896 yılında Adgey'in Ulape köyünde dünyaya gelen Kılıç Geriy, aynı zamanda 11 Mayıs 1918 yılında kurulan Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti ordusunda da komutanlık yapmış. Cumhuriyet Ruslar tarafından yıkılınca vatanını terk etmek zorunda kalmış, bir müddet Türkiye'de yaşayarak, Türk vatandaşlığı hakkını da kazanmıştı. İkinci Dünya Savaşı sırasında da Kafkasya'nın bağımsızlığı için Avrupa'da girişimlerde bulunmuştu. General Kılıç Geriy de Drau kampında mültecilere yardımcı olmak ve bir an önce özgürlüklerine kavuşmalarını sağlamak için İngiliz askeri yetkilileri görüşmeler yaptı, canla başla çırpındı.

28 Mayıs 1945 günü sabahı kampa gelen bir İngiliz subayı tarafından mülteci heyetine, İngiliz Ordusu Komutanı Feldmareşal H. Aleksandr'ın Kafkasyalı subayları ve liderlerle görüşmek istediği bildirildi. Başkan Sultan Kılıç Geriy ile birlikte bütün sivil liderler ve subaylardan oluşan 350 kişilik grup kamyonlara bindirilerek kamptan çıkarıldılar. Bu grubun hemen ayrılmasının ardından kampın çevresi İngiliz askerleri ve tankları tarafından kuşatıldı. Kendilerine 3-4 gün içerisinde Sovyetler Birliğine teslim edilecekleri, yurtlarına dönmeleri gerektiği ve bu konuda yardımcı olacakları tebliğ edildi. Nitekim 11 Şubat 1945'te düzenlenen Yalta Konferansında Rusya, ABD ve İngiltere tarafından alınan bir karar, Avrupa'ya kaçan Rus vatandaşlarının Sovyetler Birliğine teslim edilmelerini içeriyordu. Dolayısıyla İngilizler Ruslarla terk düşmektense, Kafkasyalıları feda etmeyi tercih etmişlerdi.

Sovyetlerin eline düştüklerinde her türlü işkenceye ve katliama maruz kalacaklarını anlayan Kafkasyalılar, kampı siyah bayraklarla donatarak açlık grevine başladılar. Hatta bazıları İngilizlerden, Sovyetlere teslim edilmektense kurşuna dizilmeyi talep ettiler ve 28 Mayıs günü Kafkasyalı mülteciler İngiliz askerleri tarafından zorla kamyonlara bindirilmeye başladılar.Ruslara teslim edilmenin ölüm anlamına geldiğini bilenler hiç tereddüt etmeden kendilerini çocuklarıyla birlikte Drau nehrinin azgın sularına atmaya başladı. Bu dehşet verici manzara karşısında bazı İngiliz askerleri isyan ederek bazı mültecilerin ormanlık alanlara kaçmalarına göz yumdu. Nitekim 28 Mayıs günü başlayan nakil işlemi 1 Haziran gününe kadar sürdü. Teslim edilenler sınırın 200 metre ilerisinde Ruslar tarafından kurşuna dizildi. 3 gün boyunca 7000 Kafkasyalı hayatını kaybederken, çok azı dağlara kaçarak canını kurtarabildi. Drau vadisinde artık sadece Kafkasyalıları geride bıraktıkları eşyalar duruyor, nehirde ise kadın ve çocukların cesetleri yüzüyordu. Bu sırada kendilerine faydalı olabileceğini düşündüklerinden Amerikalılar ve İngilizler Sultan Kılıç Geriy'i kurtarma teklifinde bulunarak, kendilerine sadakat yemini etmesi karşılığında Sovyetlere teslim edilmeyeceğini söylediler. Ancak O, bunun Ruslara şeref, namus ve vatan uğrunda savaşmış ve şehit düşmüş ataları ve kader birliği yaptığı insanlar adına ihanet olacağını, asla bir korkak gibi yaşamayacağını, insanlar ölüme giderken onları yalnız bırakmayacağını belirterek karşı çıktı ve ayrıca gün geldiğinde Sovyetlerin gerçek dostları olmadığını belirterek, bu yaptıklarıyla Sovyetler kadar suçlu olduklarını da ekledi. Bunun üzerine Sultan Kılıç Geriy ve arkadaşları da Sovyet yetkililerine teslim edildiler. Çıktıkları ölüm yolculuğu sonucunda da Moskova'da düzenlenen uydurma bir mahkeme ile yargılanarak, asılarak idam edildiler. Dünya tarihinin az bilinen bu katliamından sonra Avusturya’nın güneyinde Spittal Drau kasabasında 24 Ekim 1960 yılında Kafkasyalılar tarafından kurulan Batı Avrupa Müslümanları Birliği tarafından küçük ama anlamlı bir anıt dikildi. Bugün Irschen köyünde dikili olan bu anıtın kitabesinde şöyle yazmaktadır:

"Burada 1945 yılının 28 Mayısında 7000 Kuzey Kafkasyalı, kadınları ve çocuklarıyla Sovyet otoritelerine teslim edildiler ve İslamiyet’e olan sadakatleri ile Kafkasya’nın istiklali ideallerine kurban gittiler.”


0 Yorum

Yazı Formatı Seçiniz
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF