Goşinav Nine


Goşinav Nine

Samsun'un Çerkes kokan evleri vardı eskiden. Özgün ve güzel kokusu olurdu Çerkes evlerinin. Güzel bir enerji saçıldığını hissederdiniz yaklaştığınızda. Sizi gören yüzlerin seslerindeki samimiyeti, yüzlerindeki gülüşün tatlılığını duyardınız içinizde.

Bu evlerden biri de Samsun'nun Kavak ilçesinde bugünki adıyla Doruk mahallesinde yer alan bu ev onlardan birisiydi. Bu ev hala durur harabe bir şekilde. Amisus Mavi Şehrin Öyküsü kitabında da yer verilir bu eve. Samsun 'Mai mavi, su gibi suya bakan yani' diye anlatılarak gider. 

Tarlamıza fasulye mısır çapalamaya giderken küçüklüğümde, bu harabe evin yanından geçerdik. Sol tarafında üzüm asmasından yapılmış gölgelik vardı. O gölgenin altında Çerkesliği gülümseyişinden ve sesinden çağlayan insanlar olurdu. Evin sahibi Goşinav nineydi. Hepimizin ninesiydi o. Meleklerden birinin yeryüzüne insan suretinde inmiş haliydi adeta. Bir Çerkes adıydı ''Goşinav''. Anlamı ise ''mavi gözlü su perisi'' demişlerdi.

Goşinaw nine beni çok severdi.. Eğer buradan geçip uğramazsak kızardı. Mutlaka bir şey ikram ederdi. Çerkes büyüklerimiz hep böyleydi. Başkalarına karşı inanılmaz cömert, inanılmaz derede zarif ve okadar içten samimiydi ki bugün toplumda kaybettiğimiz çok şey bunlar. Dünyadan göçüp gitmiş büyüklerimiz okumamış olmasa bile saray terbiyesi ve kültürü taşırlardı. Bunun nasıl olduğunu hiçbir zaman çözemedik de. Zira yazılarak aktarılan yazılı bir kültür de yoktu somut olarak ellerinde.     

Goşinav ninenin evinin yanından geçerken mecburen ya bir tatlı yada güzel bir ayran içerdik bu gölgeliğin altında.. Çünkü Goşinav ninenin ikramını geri çevirmek onun gönlünü kırmaya yeterdi.. Tabi hayır da diyemedik yaz sıcağında o buz gibi ayrana yada kokusunu etrafa saçan yeni yapılmış tatlılara..

Büyükler dalmışken, bana efsuni gelen Çerkesce konuşmalarına ,Goşinaw nineye "Elma alabilir miyim ağaçlardan? " derdim. "İstediğinden istediğin kadar topla ama dikkat et, düşme! " derdi. Evin önündeki elma ağaçlarına çıkardım. Yeşil elmaları daha olmadan yerdim. O elmalar en kırmızı elmalardan daha tatlıydı. Sanırım Çerkeslerin esrarengiz bir bağı var doğayla. Meyve ağaçları Çerkeslerin elinde büyüyünce mutlu oluyor. Meyveleri çok güzel oluyordu. Hatta eskilerin sürgünde gelirken elbiselerinin içine elma, armut kalemleri getirip Anadolu'da yabani ağaçlara aşıladıkları anlatılır. Çerkes köylerinde eski armut, elma ağaçlarını hatırlıyorum.Dallar kırılırdı meyvelerden. Onlar da eski Çerkeslerle birlikte kaybolup gittiler birer birer. Goşinav ninenin evinin önünde çocukluğumdan kalan bir kaç ağaç dururdu yetim kalmışcasına hayata küsmüş olarak. Çerkeslerde ağaçlar, sahibi göçünce dünyadan biraz dünyayı terketmişçesine bir hale bürünür. Büyük meyvelerden kırılan dallar meyveler albenisiz olur, ağaçlar  Sanki o eski ağaçlar değildir yeni halleri. 

Son zamanlarında Goşinav ninenin, alttaki sol pencerenin önünde bir divan vardı içerde orda otururdu. Pencerede Goşinaw ninenin rengarenk hacı tespihleri vardı. Bir de dürbünü vardı. Yanına gidince, " Bura okadar ıssız ki. Siz gelince ben seviniyorum. Bu dürbünle sizin eve bakıyorum. Bazen evin üstünde sizi görüyorum mutlu oluyorum. Ben hep bakıyorum, bana pencereden evin üstünden el sallayın!" derdi. Biz de ona el sallardık. Gidip sorardık "Gördün mü bizi sana el salladık hepimiz?! "

Ona bile nasıl sevinir mutlu olur, yüzü gülerek anlatırdı.. 

Bu ev ve köylerimizde daha güzel nice evler , dallarla örülmüş duvarlara sahip  evler yıkılıp çürüyor ya ona üzülüyorum.. Keşke Çerkes evleri örneğin Vezirköprü Yarbaşı köyünde harabe haldeki ağaç dallarından örgü evler Kültür Turizm Bakanlığındaki yetkililerce kayıt altına alınıp koruma altına alınsa yok olmadan evvel. Çünkü yüzlerce kilometre uzaklıkta Kafkasya'da da aynı kültürel izler var. İnce dallardan örülmüş ev duvarları. Ve bu Anadolu topraklarına bizim atalarımızın getirdiği kültürel bir iz. Bu eski evler yeni ev yapmak için yada temizlenmek için alandan, yıkılıp kayboluyor, kaybediliyor.. Umarım yok olmadan o eski tarihi dokunuşlarla birlikte korumaya alınırlar. Tabi Goşinav ninenin evi böyle dal örgü duvarlardan değil. Orayı özel yapan Goşinav nineydi. Goşinav nineye ve geçmişde yaşamış tüm baki aleme göçmüşlere rahmet diliyorum. Mekanları cennet olsun..

Bugün iki farklı köyden iki adamın konuşmasına tanık oldum.

Çerkeslerle ilgili birkaç yaşadıkları şeyleri anlattılar. Sonra birbirlerine dediler ki

 "Bu Çerkesler bizden birkaç basamak daha üstteler, daha medeniler."

Evet eski Çerkesler bir saraylı gibi yetişirdi, saraylı bir asil gibi davranırdı.Saygılı,ölçülü, nazik insanlardı. Ama artık kültürümüz kalmadı bitmek üzere iyice.

Birtakım oluşumlar ve organizasyonlar Çerkesler üzerinde birtakım etkiler sağlamak adına sinsice bulaştı.Artık piyasa Çerkesler adına konuşup duran ama Çerkesleri bağlamayan Çerkesden çok Çerkeslik satanlarla, sahte Çerkeslerle dolup taşıyor.. 

Yaşlılarımız, bilgelerimiz, örf adet bilenlerimiz yitip gidiyor iyice..

Kültürel kimliğimizin nüansları tıpkı danslarımızda yapıldığı gibi yok ediliyor. Diğer Kafkasya milletlerinin dansları Çerkes danslarına karıştırılarak Çerkeslerde kültürel kimlik bilinçli bir şekilde yok ediliyor parça parça. Dans ederken saygınlık,mesafe, zerafet, duruş her geçen gün diğerlerinin dans tarzları karışarak kayboluyor. Aslında basit birşey de değil bu, parça parça kaybolan şey kimlik. Büyükler bir bir kaybolup giderken , kimliğimize dair izler de siliniyor yavaş yavaş. Ne olacak,nereye gidecek böyle bilmiyorum..

Tüm dünyadan göçüp gitmiş büyüklerimize rahmetle!..


0 Yorum

Yazı Formatı Seçiniz
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF