Hacı Girandıko Berzeg


Share via
1 Paylaşım

Kuzey Kafkasya bağımsızlık mücadelesinin unutulmaz liderlerinden Girandıko Berzeg 1802 yılında Saşe (Soçi) bölgesindeki Mıtıkhuasua köyünde dünyaya geldi. Çocukluğu da dahil olmak üzere tüm yaşamı savaş alanlarında geçti.

İlk büyük başarısını 1841 yılında Sohum'da düzenlenen harekata komuta ederek kazandı. Aynı yıl içinde amcası Degumuko Berzeg’in görevlerini devralarak Çıle Thariveu Xase'de (Çerkes Milli Meclisi) "Thamate"lerin arasında yer aldı. 20 yılı aşkın süre Kuzey-Batı kuvvetlerinin komutanlığını yaptı.

1853 yılında seçildiği Çıle Thariveu Xase’nin Başkanlığını 1860 yılına kadar sürdürdü ve bu süre içerisinde 1854 yılında Karadeniz kıyılarındaki Rus kalelerinin tekrar ele geçirilmesi de dahil bir çok başarı sağladı. Ancak Kuzeydoğu Kafkasya'da olduğu gibi Kuzeybatı Kafkasya'da da tükenen kuvvet kaynakları Rusların Kuzey Kafkasya’yı istilasını hızlandırdı. 1864 büyük "Çerkes Sürgünü"nde Girandıko Berzeg halkıyla aynı yazgıyı paylaşarak Osmanlı topraklarına gitmek zorunda kaldı. Edirne yakınlarında Hayrabolu köyüne yerleşti; 1877 yılında Osmanlı-Rusya savaşının başlaması üzerine, 5000 Çerkes gönüllüden oluşan "Kuva-i Muavene" adlı birliklerin başında ezeli düşmanı Rusya'ya karşı Osmanlı saflarında savaştı. Oğlu İslam Bey’in hayatını kaybettiği bu savaş sonrasında Manyas’a yerleşen Hacı Girandıko Berzeg, 78 yaşında hayata gözlerini yumdu.

ALINTILAR:

“Bizler milli savaşımızı kaybetsek de insanlığımızı kaybetmeyeceğiz. Bizi yenen düşmana bu zaferi kazandıranlar da bizim kendi insanlarımız oldu. Bu gün Anayurdumuzu boşaltıyoruz. Ama o kalbimizden asla çıkmayacak. Bugün için terk etsek de o içimizdedir ve asla unutamayız. Anamız gibi sevdiğimiz yurdumuzu gözümüz arkada bırakıyoruz.”


Yurdumun bağımsızlığı için, yaz sıcağında yanan bir taş gibi tüm yaşamımı kalbim yanarak geçirdim. Savaştan fırsat bulduğumda, bir elimle yaramdan akan kanı durdurmaya çalışırken, öbür elimle mısır pastasını bir ağacın altında halkımın en küçüğüyle paylaştım. Ömrüm attan inmeden savaşlarda geçtiği için, doğan çocuğumu bile ancak ata binecek kadar büyüyüp dizgin elinde karşıma geldiği zaman tanıdım. Vücudumda otuz beş yıl boyunca düşmanın kılıç ve kurşunlarının açtığı on altı yara var. Ve uğurlarında bu zorluklara katlandığım insanlar peşime düşmüş ağlıyor, Allah rızası için bizleri bırakma diye haykırıyorlar. Bir gün atımın üstünde ve kılıcım elimde yurduma geri döneceğim. Eğer dönemeden ölecek olursam, bedenimden hiç değilse bir parçayı anayurduma getirin ve köyümün mezarlığına gömün.


0 Yorum

Yazı Formatı Seçiniz
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF