YİĞİT PRENS REDEDEY


Ruslar, Prens Svyatoslav önderliğinde 985 yılında Kasog topraklarına girerek Taman yarımadasının bir bölümünü işgal eder ve burada Tamatarha prensliğini kurarlar. Ardından 988 yılında Tamatarha Prensi Mstislav Vladimiroviç Taman yarım adasındaki antik Tmutarakan şehrini ele geçirir. 1022 yılında hakimiyet ve işgal alanını genişletmek üzere bir orduyla sefere çıkar. Bunun haber alan Kasog Prensi Rededey bir ordu ile yola koyulur.

Tan ağrımaya başlarken, düşman hatlarına ilerlemek için hazırlık yapan süvari birlikleri gruplar halinde meydanda bir araya toplanır ve ağacın üstündeki gözcünün aşağıya seslenmesi üzerine Prens Rededey, yaklaşan ordu hakkında gerekli keşfin yapılması için üç atlı gönderilmesi emrini verir ve aynı zamanda iyi donatılmış ve kalabalık ordusundan hareketle içinden şu düşünceleri geçirir:

– "Hiç kuşku yok bunlar Ruslar, onlardan başka kim böylesi bir ordunun karşısına çıkabilir. Onları durdurmamız veyahut geri püskürtmemiz için bir yol olması mümkün mü? bir çıkış yolunun olmayışı ne kadar zor, kalbe ağır bir hüzün verir. Yok, hayır bu korkaklık değil, kalbe düşen bir çekince değil, fakat yaşam isteği ölüme karşı durur. İşte bu endişe de her bir askere ve komutana istemeden hakim oluyor."

Ardından Büyük prens Rededey öne çıkar ve Rus ordusuna bakar. Çekirge sürüsünü andıran düşman ordusuna bakarak

-"Sanırım her bir Adıge, yüz Rus'a karşı koyacak" diye kendi kendine söylenir.

sonrasında komutanı Khodan'ı çağırır:

– "Söyle Khodan, büyük Prens Mistislav önde,peki onun ardı sıra duran atlılar kim? neden bir şey söylemiyorsun? Pşımaf'ın söylediği gibi sonsuz bir savaş olacak."

aslında Prens Rededey o atlıların Ruslara daha önce boyun eğen Adıgeler olduğunu fark etmiş, komutanı Khodan'a da gayri ihtiyari şekilde sormuştu. Bunun üzerine Prens Rededey ordusuna döner ve seslenir:

– "Şuraya bir bakın! düşman ordusunun ilk safları Adıgelerden oluşuyor, ne yapacağız?"

herhangi bir cevap duyulmayınca büyük Prens Rededey, neden sustuklarını sorunca birisi:

-"Kendi kardeşlerimizle savaşmak doğru değildir, aksi takdirde yüce Tha bizi kendi kanımızla cezalandırır." diyerek yanıt verince, Prens Rededey:

– Öyleyse, Ruslar gelsin topraklarımızı, evlerimizi yağmalasın, kadınlarımızı, çocuklarımızı esir alsın, öyle mi?" diyerek atını şaha kaldırır.

Aynı anda tüm ordu birden hareketlenir ve bir dalgalanma olur, atlar kişnemeye başlar ve ordudan sesler yükselir:

– "Onlara bunu yaptırmayız".

– "Toprağımızı, vatanımızı korumak için buradayız."

– "Ölürüz yine de geri adım atmayız."

Prens Rededey atını sakinleştirir, elini herkesin görebileceği bir şekilde kaldırarak:

– "Savaş olmayacak, savaşmayacağız. Prens Mistislav'a meydan okuyup, onu bire bir güreşmeye davet edeceğim. Sonucu da bu güreş belirlemiş olacak."

Bu sözler üzerine Adıge ordusunda söylenmeler, tartışmalar yaşanır. Prens Rededey kılıcını yukarı kaldırdığında ise komutanları birliklerine sessiz olunması çağrısı yapar. Prens Rededey atından iner ve silahlarını yere bırakarak Rus ordusuna doğru yürümeye başlar. Bunun üzerine onun Mistislav da silahlarını yere bırakıp onu karşılar. Prens Rededey, Mistislav'a:

– "Prens Mistislav, ordularımız şimdi burada savaşmaya kalkarsa bu toprakların bir yağmura ihtiyacı olmayacak, senin ve benim savaşçılarımın kanlarıyla sulanacak. Bunun sorumlusu biz olacağız. Ordularımızı neden heba edelim? ikimiz silahsız dövüşelim. Sen kazanırsan topraklarım, evim, servetim, ailem senin olsun, yok ben kazanırsam da işgal ettiğiniz topraklar tekrar bizim olur."

Bu teklif üzerine Prens Mistislav, Prens Rededey'i gözüyle bir süzer, güreşi sevmesi ve iyi bilmesiyle birlikte başka yerlerde güreşte kendisine karşı durabilecek pek kimsenin çıkmaması yüzünden hiç düşünmeden,

– "Öyle olsun. Dövüşe silah karışmayacak." diyerek güreş teklifini kabul eder.

Dövüşten önce Mistislav " Yüce Meryem, bana yardım et. Onu yenersem senin adına bir kilise inşa ettireceğim" diyerek dua eder.

İki komutan açık alanda karşı karşıya gelir ve iki ordu da olacakları beklemek üzere yavaşça yaklaşır ve dövüş başlar. Birbirlerinin ellerine hamle yaparlar, Mististlav, göğüs göğüse yapılan mücadelede Prens Rededey'i üzerinden aşırıp yere sermeye çalışır. Ancak Prens Rededey, hamleden kolayca kurtulunca, Mistislav güreşin kolay geçmeyeceğini farkına varır ve birden aklına Prens Rededey'in Rum ülkesinde esaret altındayken çok güçlü güreşçileri mağlup ederek, özgürlüğe kavuşması gelir.

Bir süre süren karşılıklı hamlelerle birlikte iki güreşçi birbirlerini alt etmek için uğraş verirler. Prens Rededey, tam yenileceği anda Mistislav'ın elinden iki kez kurtulur. Son bir hamle yaparak ani bir çelme darbesiyle Mistislav'ı yere serer ve iri cüssesiyle üzerine yüklenerek onu yere yapıştırır. Mistislav, Rededey'in ağırlığı eziliyor ve zor nefes alıyordur.Yenileceğini anlayan Mistislav, kalan gücüyle çizmesinde sakladığı bıçağı uzanarak çıkarır ve prens Rededey'e saplar. Rededey, yavaş yavaş güç kaybetmeye başlar, ağırlaşan başı öne doğru düşer ve güçlükle ağzından şu sözler dökülür:

– "Sen erkek değil, pis bir katilsin!"

Mistislav:

– "Yendim onu!" diye bağırarak hızla ayağa kalkıp, elini havaya kaldırır ve askerlerine doğru hızla yürür.

Birlik komutanlarından Khodan hızla güreş alanına geçerek Prens Rededey'in üzerine kapanıp, üzgün şekilde onu güçlükle doğrultur. Rededey son kez:

– "Sakin olun, zayıf anınızı bunlara göstermeyin" der ve ölür.

Adıge savaşçıları olup bitenin farkına vardıklarında, çıkan galeyan birlik komutanlarınca zorlukla zapt edilir. Mızraklardan bir sedye yapılarak prens Rededey'in naaşı yerden alınır. Gece yolculuk meşaleler eşliğinde devam eder. Yürüyüş esnasında komutanlar da kendi aralarında konuşur. Khodan, Temrıkho'ya:

– "Thamade Pşımaf'ın sözünü ettiği uzun savaş, bu acılarla ve yasla yoğrulmuş gece olmalı." dediğinde Kostas ise:

– "Rededey'in ruhunun huzura kavuşması için yüce Tha'ya yalvarıyorum. Kendi canını feda ederek, masum ve suçsuz askerleri ölümden korudu. Bununla birlikte büyük bir yiğitlik ve cesaret sergiledi" der.

Dövüş hileyle kazanılmış olsa da, komutanları ve askerleri, Prens Rededey'in dövüş öncesi verdiği sözü yerine getirirler. Yönetim, topraklar ve tüm servet Mistislav'a teslim edilir. Prenses Ayner, iki oğlu Dzepş ve Zefes'i beraberinde götürmesi için Mistislav'a izin verilir. Onlarla birlikte komutanları Şıwupaş ve Aghban Tmutarakan'a giderken, Meşıkhu, Çeçan, Khodan, Temrıkhu Kasogya'da kalırlar ve böylece Rus Prens Mistislav, Kuban bölgesindeki Kasog topraklarını hakimiyeti altına alır. Tmutarakan'a döndüğünde de Bogoroditsa kilisesini inşa ettirir.

Adıge süvarileri iyi donatılmış şekilde Mistislav'ın ordusuna katılır. Mistislav, Adıgelerin desteğiyle 1023 yılında kardeşi Yaroslav'ın elindeki Kiev'i ele geçirir ve Çernigov'da bir şehir kurar. İlerleyen yıllarda Adıge ve Rus ordusu Listven'de Yaroslav'ın ordusunu darmadağın eder. 1026'da yapılan barış anlaşması ile Dinyeper nehrinin sol tarafından kalan topraklar Mistislav'ın eline geçer. Başkent olarak Çernigov'u seçerek ailesini ve ordusunu oraya taşır.

1035'te Mistislav'ın ölmesiyle birlikte yerine yeğeni Prens Rostislav geçer. O da amcasının yaptığı gibi hakimiyet alanını genişletmeye çalışır. Bu geçiş dönemiyle birlikte Rusların zayıflamasını fırsat bilen ve bir türlü Rus boyunduruğu altında yaşamayı hazmedemeyen Adıgeler, ayaklanır ve Alanların (Osetler) da 6000 savaşçıyla onlara destek vermesi üzerine Rusları bozguna uğratırlar. Tmutarakan Rus prensliğini yıkarak Rusları topraklarından kovarlar.

M.S. 985 yılında başlayıp 1036 yılına kadar devam eden bu süreç tarihteki ilk Rus-Çerkes çatışması olarak yer alır. Bundan sonra ise sahneye Moğollar girecek, Ruslar ile bir husumet ise taa ki 1550'li yılların sonlarına dek görülmeyecektir.

Yiğit Prens Rededey konusunda ise, ismi Adıge söylencelerinde dilden dile dolaşır ancak soyunun devamı hakkında kesin bir bilgi yoktur. Oğulları Mistislav tarafından, kendisinin inşa ettirdiği kilisede vaftiz edilerek Hristyan yapılır. Dzepş'e Yure, Zefes'e ise Roman adı verilir. Roman, Mistislav'ın kızıyla evlenir. Prenses Ayner ise, yaşadığı üzücü hadiseler sonucu fazla dayanamaz ve ancak geldiği Tmutarakan'da birkaç ay yaşar. Yıllar geçtikçe de cesur prens Rededey'in soyu Rus soylularına karışıp gider. Karamiz'in yazdığı "Rus Devlet Tarihi" adlı eserde Moskovalı dört büyük ailenin kendilerini Prens Rededey'e kadar dayandırdıkları yazmakta olup, bu ailelerin isimleri "Dobrinski, Beletowi Sorokowmov-Glebov ve Lopuhin olarak geçmektedir. Bu ailelerin üyeleri Rus ordusunda ve siyasetinde görev alırlar. Bunlardan özellikle 1788-1790 Osmanlı-Rus savaşında, Osmanlı donanmasını yenilgiye uğratan Aziz Vladimir, Aziz Georgi madalyası ile Aziz Aleksandır Nevske madalyalarına layık görülen, yaptığı deniz seferleri, galibiyetler, aldığı madalyalar ve ödüller, kazandığı şöhret Rusya ile sınırlı kalmayıp. bir çok ülkede tanınan biri olan Amiral Fedor Wuşakov öne çıkmaktadır. III. Petro'nun soylu ailelere mükafat olarak 20 yıl süreyle ayrıcalıklar tanıyan bir karar almasıyla birlikte, kendisi Çar'a özel bir mektup yollayarak büyük Adige Prensİ Rededey’in soyundan geldiğinin devlet resmi belgesiyle tescil edilmesini arz etmiştir. Gelen yanıtla birlikte Çar tarafından Prens Rededey'in soyundan geldiği belgelendirilmiştir.


0 Yorum

Yazı Formatı Seçiniz
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF